|
|
|
|
| |
|
|
| |
Erken membran rüptürü
Amnios zarı bebeği başta mikroorganizmalar (bakteri, virüs, protozoa gibi)
olmak üzere dış ortamdaki zararlı etkenlerden koruyan ve içindeki amnios
sıvısı için depo görevi yapan amnios kesesinin yapı maddesini oluşturur. Bu
zar oldukça kalın ve dayanıklı bir yapıya sahiptir. Amnios zarı normalde
doğum eyleminde kasılmaların yarattığı gerginlikle ve genellikle serviks
belli bir açıklığa ulaştıktan sonra yırtılır ve amnios sıvısı keseden dışarı
çıkarak vajinadan boşalmaya başlar.
Bazı durumlarda ise amnios kesesi doğum eylemini başlatmak ya da eylemi
hızlandırmak amacıyla doktor tarafından özel bir alet yardımıyla delinerek
açılır.
Yüzde 10 gebelikte amnios zarı henüz doğum eylemi kasılmaları başlamadan
önce yırtılır ve anne adayı vajinadan aniden bir sıvı boşaldığını farkeder.
Bu duruma erken membran rüptürü (EMR) adı verilir.
EMR'nin nedenleri
EMR'nin nedeni tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak kesenin yırtılmasında
iki önemli etken rol oynar. Birinci ve muhtemelen en önemli etken vajina ve
servikste var olan enfeksiyonlardır (B grubu streptokok, gonokok, klamidya
ve bakteryal vaginozis gibi). Bu enfeksiyonlar zarın belli bir bölgesini
adeta eriterek zayıflatır ve zar bu bölgeden kolaylıkla yırtılır. Bu yüzden
anne adayında gebelik esnasında ortaya çıkan ya da öncesinden varolan
genital kanal enfeksiyonlarının tedavi edilmesi çok önemlidir.
İkinci bir etken ise amnios zarı üzerine taşıyabileceğinden daha fazla yük
binmesidir. İkiz gebelik ya da ağır polihidramnios (amnios sıvısının
artması) gibi durumlarda zar, barındırması gereken sıvı miktarını taşıyacak
güçte değildir ve gerginliğin en fazla olduğu bölgede meydana gelen
yırtılma, sıvının dışarı akmasına yol açar.
EMR'nin tehlikeleri nelerdir?
Amnios kesesinin bütünlüğü bozulduğu andan itibaren iki önemli olay başlar:
Vajina ve serviksteki mikroorganizmalar hızla açılan bölgeden içeri
girerler. Amnios sıvısı içerik olarak mikroorganizmaların üremesi için çok
uygun bir ortam oluşturur. Bu yüzden mikroorganizmalar amnios sıvısı içinde
hızla çoğalmaya başlarlar.
İkinci önemli olay ise kesenin bütünlüğünün bozulmasının uterus
kasılmalarını başlatıcı etkisidir. Kasılmaların hangi mekanizmayla başladığı
tam olarak bilinmemesine karşın muhtemelen amnios kesesi açıldığında bol
miktarda prostaglandin adlı maddeler açığa çıkmaktadır. Prostaglandinler
uterusun kasılması üzerinde güçlü etkileri olan maddelerdir.
Mikroorganizmaların çoğalarak başlattıkları enfeksiyon sürecinde ortaya
çıkan bol miktarda prostaglandin maddesi de doğum eyleminin başlamasına
önemli katkılarda bulunur.
Bu durumda EMR'de özet olarak hem fetus hem de anne adayı enfeksiyon
tehlikesiyle ve yine fetus erken doğum tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
EMR sonucu ortaya çıkan enfeksiyona koryoamnionit adı verilir. Gebe
uterusunun içinde bulunan amnios zarı ve koryon tabakasının enfeksiyonudur.
Bu enfeksiyon bir yandan uterusa ve buradan anne adayının kanına geçerek
annede ciddi enfeksiyonlara, öte yandan direkt yayılmayla fetusa ve fetusun
kanına geçerek fetusta ciddi enfeksiyonlara yolaçabilen bir durumdur.
Kesenin açılmasından doğuma kadar geçen süre ne kadar uzunsa fetus ve anne
adayında ciddi enfeksiyon gelişme riski o kadar yüksektir. Özellikle gebelik
esnasında tedavi edilmemiş vajinit ya da servisit gibi genital kanal
enfeksiyonu olan anne adaylarında bu risk daha da yükselir.
EMR esnasında fetusun bulunduğu gebelik haftası çok büyük önem taşır: 36.
gebelik haftasından sonra bebeğin tüm organ sistemleri oluşmuş kabul
edildiğinden doğum gerçekleştiğinde bebekte enfeksiyon bulguları yoksa
bebeğin ciddi problemlerle karşı karşıya kalması beklenmez. Ancak 36.
gebelik haftasından önce EMR ve sonrasında doğum gerçekleştiğinde gebelik
haftası ne kadar düşükse bebekte doğum sonrası ciddi problemlerin görülme
olasılığı artar. Özellikle bebekte enfeksiyon bulguları da varsa bebeğin
kaybedilmesine kadar gidebilen durumlar ortaya çıkabilir.
Bazı durumlarda özellikle de sıvının aniden fazla miktarlarda boşaldığı
durumlarda hızla akan sıvı bebeğin kordonunu da uterus dışına
sürükleyebilir. Uterus dışına çıkan kordon bebeğin başı ya da ters duruyorsa
makatı tarafından sıkıştırılabilir. Bu duruma kordon sarkması adı verilir.
Özellikle makat gelişlerinde ve daha önce fazla sayıda doğum yapanlarda
ortaya çıkan bu durum yarattığı ani fetal distres nedeniyle gerçek bir acil
durumdur. Kordon sarkması genellikle doğum eylemi esnasında görülse de
kesenin kendiliğinden ya da doktor tarafından açıldığı her durumda ortaya
çıkabilir.
EMR'nin belirtileri
EMR gebeliğin herhangi bir döneminde, doğum kasılmaları başlamadan önce
vajinadan sıvı gelmesi şeklinde belirti verir. Gelen sıvı miktarı damla
damla olabileceği gibi aniden fazla miktarda sıvı boşalabilir. Sıvı sarı
renkli ve kokusuzdur, içinde beyaz vernix caseosa (fetusun vücudunu kaplayan
krem kıvamında koruyucu madde) parçaları içerebilir. Sıvı gelmesi sürekli
olabileceği gibi belli bir süre sonra durabilir. Sıvı gelmesine kasılmaların
eşlik etmesi doğum eyleminin başladığı ya da başlamakta olduğunun
habercisidir.
Özellikle uzun zamandan beri suyu gelen gebelerde karın ağrısı, kötü kokulu
akıntı, ateş, halsizlik, nabız hızlanması ve bebek hareketlerinde azalma
gibi koryoamnionit belirtileri görülebilir.
Anne adaylarının vajinadan sıvı gelmesi durumunda
mutlaka doktorlarına bu durumu bildirmeleri gerekir. Gelen sıvı miktarı az
da olsa, ya da sıvı akışı belli bir süre sonra dursa da bu durumun mutlaka
değerlendirilmesi gerekir. Vajinadan sıvı akışı ihmal edilmemesi gereken bir
durumdur.
EMR tanısı nasıl konur?
Vajinadan aniden sıvı boşalması şikayetiyle başvuran ve vajinal spekulum
muayenesinde serviksten sıvının aktığı gözlenen durumlarda tanı konması
kolaydır. Serviksten sıvı gelmesi durmuşsa vajina arka duvarında birikmiş
sıvıdan örnek alınır. Bu örneğin pH kağıdı ile yapılan ölçümü sıvının alkali
olduğunu gösteriyorsa EMR tanısı konur. Nadiren ağır vajinitler de normal
asit vajina ortamını alkaliye çevirerek karışıklık oluşturabilirler. Ancak
anne adayının şikayetleri EMR ile uyumlu ise EMR tanısı ön planda tutulur.
EMR ile başvuran bir gebede enfeksiyon oluşturmamak için çok gerekli
görülmedikçe vajinal tuşe (elle muayene) yapılmaması tercih edilir. Serviks
açıklığı ve silinmesi spekulumla muayene esnasında saptanmaya çalışılır.
Vajinadan sıvı gelmesi şikayetiyle başvuran gebelerin az bir kısmında altta
yatan olay idrar kaçırma olabilir. Özellikle üçüncü tirmesterde büyümüş
uterusun mesaneye yaptığı baskı ya da var olan bir idrar yolu enfeksiyonu
anne adayının farkında olmadan idrar kaçırmasına neden olabilir. Bu
durumlarda spekulum muayenesinde uterustan sıvı boşalması gözlenmez ve pH
incelemesi de normal bulunur.
EMR tanısı konduğunda ne yapılır?
EMR tanısı konduğunda ilk yapılması gereken ultrasonla gebelik haftası ve
ASV (amnios sıvısı volümü) değerlendirmesi ve fetusta anomali taramasıdır.
Bazı durumlarda fazla miktarda sıvı kaybına bağlı olarak amnios sıvısı ileri
derecede azalmış olabilir. Bu durum bebeğin gelişimini olumsuz yönde
etkilemekle beraber kordon sıkışması ve buna bağlı fetal distres gelişme
olasılığını artırır.
Fetusun iyilik hali NST ile değerlendirilir. Genel enfeksiyon bulguları
(ateş, taşikardi(nabzın hızlanması), karına basmakla hassasiyet) gözden
geçirilir. Kanda ve idrarda enfeksiyon bulguları araştırılır.
36. gebelik haftası bitmişse, bebeğin durumu iyiyse ve enfeksiyon bulguları
yoksa doğum eyleminin başlaması için beklenir. Bu dönemde gebelerin %90'ında
doğum eylemi kendiliğinden başlar. 24 saat geçtiğinde henüz eylem
başlamamışsa oksitosin verilerek indüksiyon yapılır. Gerekirse önceden
serviksi olgunlaştırıcı ilaçlar verilebilir.
Gebelik haftası 26'nın altındaysa gebeliğin devam ettirilmesi sakıncalı
olabilir. Özellikle bebeğin sıvısının az olması bu gebelik haftasında
bebekte büyüdükçe uterus duvarına bası sonucu ciddi deformiteler (şekil
bozuklukları) meydana getirebilir. Bebeğin sıvısı yeterli olsa bile 26
haftadan olgunluk süresine kadar geçen süre içinde anne adayında ya da
bebekte ciddi enfeksiyonlar meydana gelebileceğinden 26. gebelik haftasından
önce oluşan EMR'de genellikle gebelik beklenmeden sonlandırılır.
26-34. gebelik haftaları arasında oluşan EMR'lerde ise dikkatli bir şekilde
değerlendirilerek bebeğin büyümesi beklenebilir. En büyük risk enfeksiyon
olduğundan bekleme sürecinde enfeksiyon bulguları ortaya çıktığında hemen
doğum gerçekleştirilir.
Bekleme sürecinde vajinadan gelen ya da amniosentez ile elde edilen amnios
sıvısında akciğerlerin olgunlaşmasını değerlendirme yoluna gidilebilir.
Haftalık değerlendirmelerin birinde bebeğin akciğerlerinin olgunlaştığı
saptanırsa doğumu gerçekleştirmek için girişimlere başlanır.
Bekleme sürecinde yapılan değerlendirmelerde doğum eyleminin başladığı
saptanırsa enfeksiyon bulgusu olarak kabul edilir (bu durumda vücut
enfeksiyon etkenini atmaya çalışmaktadır) ve eylemi durdurmak için tokoliz
yapılmaz.
NST ve enfeksiyon bulguları günlük değerlendirilir ve enfeksiyon bulguları
ortaya çıkmadıkça beklemeye devam edilebilir.
Bekleme esnasında enfeksiyon bulguları ortaya çıkarsa antibiotik tedavisi
başlanır ve gebelik sonlandırılır.
34.-36. gebelik haftalarında oluşan EMR'lerde genellikle 72 saat
beklendikten sonra indüksiyonla gebeliği sonlandırma girişimleri başlatılır.
Beklenmesine karar verilen gebelerin dikkatli değerlendirmeleri yapıldıktan
sonra günlük takiplere gelmek koşuluyla evlerine gitmelerine izin
verilebilir. Bu bir yandan tedaviye dirençli hastane enfeksiyonlarının
önlenmesi öte yandan anne adayında uzun süre hastanede kalmaya bağlı
psikolojik problemlerin oluşmasının önlenmesi açısından oldukça etkili bir
yaklaşımdır.
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
| Bu site KİŞİLERİ BİLGİLENDİRMEK AMACIYLA HAZIRLANMIŞ OLUP, SAĞLIK HİZMETİ VERMEMEKTEDİR. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir SİTEDEKİ BİLGİLER HİÇ BİR ŞEKİLDE HASTALIKLARIN TANI VEYA TEDAVİSİNDE KULLANILMAMALIDIR. Site içeriğinin bu şekilde tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ziyaretçiye, kullanıcıya aittir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi, yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. |
|
|